Köy Enstitülerinin 86.cı kuruluş yıldönümü ( 17 nisan1940 - 2026 ) kutlu olsun.
= Köy Enstitülerinin Eğitim sistemimizdeki yeri ve önemi =
Ülkede eğitim faaliyetlerini yetiştirmek üzere
1-) Öğretmen yetiştirme amaçlı ilk kez Osmanlı döneminde ( 16 mart 1848 ) Darulmuallimin (erkek öğretmen okulları ) açıldı.
Cumhuriyet dönemi başlangıcında Okuma yazma bilenlerin oranı kadınlarda %04 ve erkeklerde %7 iken,
2-) 1926 yılında az da olsa Köy Muallimleri mektepleri açılışları gerçekleştirildi.
3-) Cumhuriyet yönetimi ve işleyişinin halk tarafından benimsenmesi için Mustafa Kemal Atatürk'ün 24 kasım 2028 'de başlattığı Türk alfabesindeki harflerle okuma yazma öğretme ve öğrenme seferberliği başlatılmasından sonra,
4-) 1937 yılında Köy eğitmen kursları açıldı. Askerde okuma yazma bilen çavuş ve onbaşı olarak görev yapanlar asker dönüşü belli bir eğitimden geçirilerek ilkokul 1-2-3.cü sınıflara öğretici olarak atandılar.
Bu eğitim çalışmaları sürdürülürken Orta öğretimde görev yapan resim öğretmeni İsmail hakkı Tonguç'un geliştirdiği "Köy Enstitüleri ve işleyişi projesi" projesi Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in önderliğinde TBMM'de 17 nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri kurulmuş oldu.
1940 - 1954 yılları arasında toplam 21 adet Köy Enstitüsü açıldı. Enstitüler kırsal kesimde olup, karayoluna yakın olma ve içme ve sulama suyu bulunma ve tarımsal faaliyetler için arazilerin yeterli ölçüde bulunmasına önem verildi.
Köy Enstitüleri sadece köy çocuklarını alıp mezun ettikten sonra kendi köyüne atanıp köyün ve çevre köylerin çocuklarını yetiştirme görevi verildi. Öğrenci mezun olunca kendi köyündeki okulda çalışacağını biliyordu. Okulda inşaat yapımını da öğrendiklerinden, köyündeki okulun tamiratını veya yeniden yapımını da üstlendiler.
Köy Enstitüleri Emperyalist ABD ve Batı Avrupa'da kimi Türkiye'nin gelişmesini ve kalkınmasını çıkarlarına aykırı buldukları için Devlet yönetimi ve hükümete baskı yapmaya başladılar. Çeşitli yalan ve iftiralarla karalama kampanyası sonucunda TBMM'de Kabul edilen bir yasa ile 27 Ocak 1954 tarihinde Köy enstitüleri kapatılarak Öğretmen okullarına dönüştürüldü.
Köy Enstitüleri yaparak ve yaşayarak, iş yaparken öğrenme, yani iş içinde eğitim esaslı bir eğitim faaliyetinde bulundular. Gerektiğinde okulundaki binaları da ortaklaşa öğrenciler yaptılar.
Günün sabah saatlerinde kültür dersleri, öğleden sonra Spor, resim ve müzik sanatları dersleri ile Tarımsal faaliyetler yer almaktaydı. Köy Enstitülerinin kapatılmasından sonra dönüştürülen öğretmen okulu uygulamaları kısmen değiştirilmesine karşın sanat ve tarımsal derslerimiz büyük ölçüde sürdürüldü. Köy enstitülerinin kapatılmasından 3 yıl sonra girdiğim öğretmen okulunda bu uygulamaların canlı tanığı oldum.
Benim okuduğum okul; Ortaklar Köy Enstitüsünden dönüşen Ortaklar öğretmen okulu idi. Ortaklar Köy enstitüsü 16 ağustos 1944'de temeli atıldı. 1945-1946 öğretim yılında eğitim ve öğretime açıldı. İzmir Kızılçullu Köy Enstitüsünde okuyan Aydın, Muğla, Denizli'li öğrenciler istekleri üzerine Ortaklar'a gönderildi. Öğrenciler okulun binalarını yaptılar. İlk yıl kültür dersleri, resim, müzik dersleri açık havada yapıldı. Yatakhaneler yapılana kadar çadırlarda kaldılar. Toplam 1840 dönüm alanda yer alan okulumuzun 40 dönüm sebze bahçesi 1600 dönümden fazla pamuk yetiştirilen tarlalar ve yamaçlarda teraslar halinde zeytinliklerimiz vardı. Tarım derslerimiz açık ve güneşli günlerde bahçede yapılırdı. Tarım derslerinde bahçe çapaladık. Yabani otları söktük. Arıcı giysilerini giyerek kovanları açıp bakım ve temizliğini yapardık. Dönemi gelince teraslarda zeytin topladık. Sınıfı doğrudan geçen öğrenciler yaz kampında hep birlikte pamuk çapalardık. Okulumuzun büyükçe bir incir bahçesi öğrencilerin yemesine ayrılmıştı. Cumartesi öğleyin alanda toplanılıp geçtiğimiz haftanın eleştirileri yapılırdı. Daha sonra öğle yemeğinden itibaren cumartesi ve pazar günleri kırtasiye ihtiyaçlarımızı karşılamak ve film izlemek için Ortaklar beldesine yürüyerek gidip gelirdik.
1963 yılı haziran ayında mezun olunca Bakanlıkça atamamız yapılırdı. Biz mezunlar "Türk Bayrağının dalgalandığı her yerde görev yapmaya hazırım." Derdik. Ve yurdun dört bir yanına dağıldık.
Kayseri Pazarören Köy Enstitüsünün giriş tabelasındaki yazı "üretmeden tüketmek en büyük ahlaksızlıktır." yazısı Köy Enstitülerinin temel işleyişini yansıtmaktadır. Dünyada eşi benzeri bulunmayan bu eğitim sistemi ülkemize özgü bir eğitim öğretim sistemi idi. Kapatılışlarına yazık oldu. 10 yıl daha devam ettirilseydi Türkiye çok daha gelişmiş ve kalkınmış olurdu.16.04.2026