Yeni nesil bu yörenin geçmişini pek bilmez... Çoğu yerimiz gibi, Muğla da ülkemizin bir 'Deprem Bölgesi İlidir!..' Eskihisar Köyü ve Bayır Kasabası son 70 yılda tam üç kez yıkıldı ve yeniden kuruldu... 1957 yılında '24 ve 25 Nisan' günleri '7.01' şiddetindeki depremlerle yıkıldı, tam 3.200 konut yerle-bir olurken, 67 kişi de hayatını kaybetmişti, biliyor musunuz !?
Evet... Bozüyüklü olan ben, tam bu deprem sırasında merhum annem ile beraber, sabahın erken saatlerinde avludaki tuvalete kalkmıştık... Öyle bir deprem oluyordu ki; zeytin ağaçlarımız yere değip kalkıyor, bizler ayakta duramıyor, yere uzanmak zorunda kalıyorduk!.. Kümesteki tavukların ve yeni uyanan kuşların sesinden, kedi ve köpeklerin haykırışlarından kulaklar sağır oluyordu!.. 5-10 saniye kadar sonra ortalık duraldı; annemle baktık ki, evimiz ve damlarımız yerinde duruyordu... Ben daha 6 yaşlarındaydım ve sidiğimin yarısını donuma kaçırmıştım ama, bunun pek de önemi yoktu, çünkü hâlâ sağ-salim yaşıyorduk nasılsa!..
Bu durum bir Cumartesi günü olmalıydı ki; ertesi günü Bozüyük Pazarı bütün haşmetiyle yine kuruldu, bütün esnaflar kaldıkları yerden işlerine devam ediyorlardı... O günlerde Bozüyük'e bir ana giriş yolu vardı: Sağ tarafında ilk mekân Zeybeklerin Oteli, Zeybeklerin Kahvesi, yolun karşı tarafında Süreyya Savran'ın Sinema Salonu, Oktay Turgut'un bakkal dükkânı, yanında yine Süreyya Savran'ın terzi dükkânı vardı... Devamında Kalaycı Alirza'nın dükkânı, Cambaz Ömer Evi, Kâtip Şükrü'nün bakkal dükkânı, Turgut Avcı'nın ayakkabı dükkânı, Halil Karaman'ın dükkânında Terzi Nazmi, yanında Ağaların Kahvesi, hemen onun bitişiğinde Süleyman Çakmak Kahvesi-Fırını-Bakkal Memiş-Berber Tahsin- ağabeyi Ayakkabıcı Topal Mehmet-Bakkal Cafer Buğday-Demirci Ahmet-Kahveci Adnan Bencik vardı...
Yolun karşısında Bakkal Cemil Toksöz, onun karşısında Nalbant Süleyman Tütüncü, bitişiğinde Tarım Kredi Kooperatifi, onun yanında Terzi Vahit Akalp dükkânı, yanında Darıcı Nazmi zahire dükkânı ve yanında da kumaş satan Yavsalı Mehmet amca vardı... Arka tarafında Tersi Hasan Öztürk ve bitişiğinde Güngör Erkul marangoz atölyesi yer alıyordu... Oktay Turgutların yaptığı, sonra Sütçü Ali'nin satın aldığı betonarme dükkân bitişiğinde de, filmlerin çevrildiği ünlü 'Mağolların Kahvesi' vardı...
Üst tarafından Kuzeye doğru ise; hayvan kesilen Ganare, Semerci Kazım Bahçıvan dükkânı, Aşçı Halilibrahim lokantası, Terzi Sadet Cinaz dükkânı ve Mustafa Beçin Bakkaliyesi vardı... Yolun karşı tarafında Köy Muhtarlığı binası, bitişiğinde Bakkal Gırobalı Mehmet Bakkaliyesi, Nafi Yüksel ayakkabı dükkânı, Girenizlerli Osman Giyim Evi, Ayakkabıcı Mustafa Erkul bulunuyordu... Yine yolun karşısında Kuzeye doğru Küçük İsmail Fırını, Hacı Hatapçı Bakkal dükkânı, Beçinlerin dükkânlarında ayakkabıcı Davut ve Semerci Kazım Biber ile biraz ileride Kazım Bencik Fırını ve Lokantası yer alıyordu... İşte Bozüyük Pazar Yeri bu esnaflardan oluşuyordu...
Tabii, dışarıdan gelen Fethiyeli, Milaslı ve Marmarisli sebze-meyve satıcıları bunlara dahil değil... Mağolların Kahvesi önündeki Ulu Çınar ağacı dibine gelen dondurmacılar Karcı Seyfi, Gazozcu Mehmet, Yalabık, Karcı Mehmet ile Peynirciler ve Seyyar Ayakkabıcılar bunlara dahil değildir.. O günlerin berberleri olan Berber İsmail, Berber Hüseyin ve Berber Salih gibiler ise, genelde kahvehane içinde tıraşlarını yapar, ayrıca dükkân kirası ve yakacak ücreti ödemezlerdi... Ayrıca; Demirköprü altından küfeler dolusu balık tutup gelen Deli İsmet, Eskihisarlı Macuncu Dayı, Koru Çayı ve Kamış Arığından toplanan Su Kazyağı ve Su Kerdemesi getirenler, Yoğurt-Süt-Çökelek-Yumurta-Köy Tavuğu-Yağ satmaya gelen köylüler, benim de yemeye doyamadığım envai çeşit otları satanlar da vardı tabii...
İşte bu depremlerin ortalığı yıktığı o kötü günlerde, bizim Bozüyük Köyü böyle muhteşem ve hayat dolu günler, pazarlar yaşıyordu... O günleri bizler dolu dolu yaşadık, istiyoruz ki; yeni nesil çocuklarımız da bunları bilsinler ve unutmasınlar!.. Sakin KOŞAR...