SEÇMEN, PARTİLERE NE DEDİ?

Seçmen, partilere ne demek istedi ve partiler ne anladılar? Bazı partiler doğru anlarken, iktidarın doğru anladığından emin değilim. Oysa halk, demek istediğini net olarak oylarıyla ortaya koydu. Gel gör ki kibir abidesi olanlar, kendilerine toz kondurmuyorlar. Bir yandan halkın ne dediğini anladıklarını söylerken öte yandan da yenilgiye kılıf uydurmak için her yolu deniyorlar. Ders almadıklarını ortaya koyuyorlar. CHP'si başka partilerin oylarını almış, kendi seçmenleri de oy vermeye gitmemişler(?)

Ne sanıyor bunlar? Seçmen, partilerin tapulu malı mıdır ki kişilerin oyları şu ya da bu partiye ait olsun? Seçmen, oyunu aklı ve deneyimiyle istediği partiye verir.  Bir partiye oy veren kişi o partiyle sözleşme mi yapmış oluyor ki oy verdiği partinin sürekli seçmeni olsun? Dahası, seçmen oy vererek herhangi bir partinin malı olmayı peşinen kabul etmiş mi oluyor? Bu nasıl bir mantık?

Böyle düşünecek olursak AKP, 3 Kasım 2002'de kendi oyuyla mı iktidar oldu? Aldığı oylar, daha önceden başka partilere verilmiş olan oylar değil miydi?

Yok efendim, falan yerde savaş, filan yerde saldırı, ülkede hastalık varmış. Dünyanın durumu bu sonucu yaratmışmış(!)  Yok efendim, bu bir genel seçim olmayıp yerel seçimmiş ve seçmenin bu tavrı geçici bir durummuş; bir genel seçimde oylarını yeniden alırlarmış(!) Mantığa bakar mısınız?

Bu türlü gülünç iddialarla yenilgiyi bir kılıfla sarmalayıp gözlerden kaçırmak mümkün değildir. Artık halk, kararını saymakla bitmeyecek, en çok da Türkiye'yi üretemez, her türlü fabrika ve ekonomik değerleri satılarak yok edilmiş, alım gücü kalmamış, dışa bağımlı kılmanız nedeniyle size verdiği krediyi kesti. Sizin devriniz bitti. Anlayın artık, anlayın.

Bence iktidarın, iyice tükenme noktasına gelmeyip durumlarını koruyabilmeleri için saymakla bitmeyecek yanlışlarından dönmeleri gerekiyor. Halkın dediğinin en önemli dördünü açık edelim:

1-Tek adam yönetiminden vazgeçilip, tam anlamıyla laik ve demokratik parlamenter düzene geçilmeli; (Çünkü günümüzde bir kişi kendi ailesini yönetmekte zorlanıyor. Değil ki bir ülkeyi.)

2-Ülkede demokrasi egemen kılınıp gerçek anlamda bir hukuk devleti yeniden yaşama geçirilmeli;

3-Ülkedeki yabancılar, hemen ülkelerine geri gönderilmeli, yabancılara toprak satışlarına, siyanürlü altın aranmasına, ülkenin poşet çöplüğü olmasına son verilmeli, ülkenin talanı durdurulmalı;

4-Türkiye'nin hayvancılık ve tarımı canlandırılıp gerçek bir üretime geçilmek ve dışa bağımlı bir ülke olmaktan kurtarılarak yeniden kendi kendine yeten bir ülke olması sağlanmalıdır.

Bu seçimde YRP, beklenmedik bir başarı göstererek üçüncü parti oldu. YRP, bu başarısını, dinci söylemi bırakarak Cumhur İttifakından ayrılmasına,  halkın gerçek sorunlarına eğilmeye başlamasına, İstanbul'daki adaylarının geri çekilmesi için iktidarın baskısı karşısında İsrail'le ticaretin kesilmesi, yalnız egemenlere hizmet eden Kürecik Dinleme Üssü'nün kaldırılması ve emekliye yirmi bin lira aylık bağlanması koşullarının halkta büyük bir karşılık bulmasına borçludur.

Eğer bu parti oylarını arttırmak istiyorsa C. İttifakının geri dönmesi için yatığı teklifleri geri çevirerek dinci söyleme dönmemesi ve halkın gerçek sorunlarını dile getirmeyi sürdürmesi gerekiyor.

Bu seçimin gerçek galibi CHP'dir. Halk, ona, daha çok da Ankara ve İstanbul Belediye Başkanlarının başarılarına içten inandığı, genç partililerin içtenlikli ve özverili çalışmalarına güven duyarak bir kredi açmıştır. Kendisini iktidar yapma eğilimini açık etmiştir. Eğer onlar da bunun değerini bilemeyip yeni seçilen tüm belediye başkanları ve parti örgütü, AKP'nin düştüğü hataya düşüp, kibre kapılır, şımarır, halktan uzaklaşırlarsa unutulmasın ki halkın açtığı kredi musluğu, yine halk tarafından kapatılır.

Eğer tüm belediye başkanları başta Eskişehir, Ankara ve İstanbul olmak üzere öteki önemli işler başaran belediyeleri örnek alarak, içtenlikli ve halktan yana toplumcu belediyecilik yaparlarsa ilk yapılacak genel seçimde iktidar partisi olacaklardır.

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

 ( 09.04.2024) Nuri Çelik

YAZARIN DİĞER YAZILARI