Huzur'un sözlük anlamı" rahatlık dinginlik" demekmiş, öyle yazıyor. Sanki harflerde uymuş hozor veya hüzür olsa olmazmış, yakışmazmış gibi geliyor, "huzuru buldum yakışması kaldı".
Kendimi yokluyorum "huzurlu muyum, dingin miyim"? Bu sözcükler pek de tanıdık gelmedi, önce bir rahatlık evresini içselleştirmiş olmak gerek galiba ki o daha buralara gelmedi. Acabalar, tereddütler uçuşmakta havada. "Şeklen rahat mıyım"? Sayılır, ortalıkta dolaşan bir hayalet cisim, kayıp yerine oturmuş görünüyor ama yeri ona uydu mu, o yerine uydu mu pek belli değil.
Ayaklar havada sallanmakta, "ayaklar sallanırken nasıl dingin olayım, dinginlik birazda sakinlik hareketsizlik demek". Sallanan sandalyeye oturup elimi kolumu koyuvereyim rahatça, gözlerimi kapatıp, sandalyenin salınımına bırakayım kendimi, aklımda düşüncelerimin hayallerimin en güzeliyle, "hangisiydi en güzeli olan"? "Baştan karıştırma hemen ilk gelen olsun". Sallana sallana sandalyeyle bütünleşip uykuya geçebiliriz rüyalarım ve ben. Çok iyi geldi, dinginliği biraz ucundan yakaladım sanki de merdiven başında ne işim var, ne rüyası gördüysem sandalye, sallanmadan zıplamaya geçmiş yürümüş. Bu kadar rahat ve dinginlik uymadı bana, bir de güven sorunu çıktı şimdi. Demek ki rahat ve dingin olabilmek için güvenli bir ortam da gerekiyormuş ve de uyumamak. Tamam, o zaman içinde uyku olmayan bir mizansen yapalım.
Mevsimlerden sonbahar, aylardan Eylül, günlerden Pazar ve akşamın altısı, ayakta hala sandalet, uzun elbisenin etekleri rengârenk yaprakları süpürmekte, elde kamera ağaçlardaki ışığın yolu takip edilmekte. Ve çınarın altındaki bankın davetine dünden hazır, takibe takılanlar gözden geçirilmekte gülümseyerek.
Resimlere bakarken olsun, kafadan geçenleri durdurmak, engellemek mümkün müdür? Sorusunu daha sormadan, "hocam engeller aşılmak içindir" dedi iç ses "yoksa daha düşünce oluşuyorken sansür mü uygulanıyor"? Huzurdan, dinginlikten geldik sansüre ve onun çağrıştırdıklarına, kelimelerin peşine takılmış koşarken yorgun ve yaşlı bir iç ses, yeter yoruldum artık deyince zaman, zemin ve mekân yerine oturuverdi yavaşça.
Fatma Ayhan 15 Eylül 2024