TOPLUM NEREYE SÜRÜKLENİYOR?


 

İnsanoğlu şaşırtıcı bir yapıya sahip! Bir kısmı bilinçli olarak, sırf o anda küçük, küçücük bir çıkar için, kendi ve ailesinin geleceği de dâhil, toplumun zararına olan her şeyi kabul edebiliyorlar. Örneğin, TBMM'de 600 milletvekili bulunmaktadır. Bunların çoğunluğu iktidar olan AKP'den seçilen milletvekilleri ve bu milletvekilleri ülkenin, toplumun yararına olmayan her olumsuz şeye onay veriyorlar. Dağlar, dereler, ormanlar mı talan edilecek, olur, sular mı kirletilecek, olur, çevre felaketi yaşanacak, yok canım, şehirlere ihanet mi ediliyor vb. Bir avuç insanının çıkarına çıkarılan kanunlar ve uygulamalar, kendi yakınları dâhil, tüm halkın zararına, doğa tahribine neden olan icraatları sormadan, sorgulamadan her uygulamaya evet diyorlar.

AKP demek, Recep Tayyip Erdoğan demektir. Parti içi demokrasiden söz edilemeyeceği gibi, dini bir cemaat görüntüsü hâkim olup, lider ne derse sorgusuz, sualsiz, itirazsız uygulanıyor. Ya da kendi içlerinde tartışıyorlar ama dışarıda bu algı yoktur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Saray bütçesi mi artırılacak, artırılıyor. Genel bütçeden "beşli çete" denen yapılara para mı aktarılacak, onaylanıyor. Halkın sırtına yeni vergiler mi bindirilecek, bindiriliyor. Emekli aylık bağlanmasında oranlar mı düşürülecek, düşürülüyor. Emeklilere, çalışanlara açlık sınırının altında bir artış mı sağlanacak, sağlanıyor. Emeklilerimizi, çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz diyerek, sabah akşam durmadan söylenmesi, propaganda yapılmasına rağmen, enflasyonun çok çok altında maaşlara zam yapılırken, halk durmadan borçlandırılırken, doğrular çarpıtılacak mı, çarpıtılmaya devam. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına neden olan hilafet geri gelsin mi, gelsin.

AKP'den seçilen bu milletvekilleri sormadan, sorgulamadan, araştırmadan, her şeye el kaldırmalarının, onaylamalarının topluma yararlı olmayan, bilakis zararlı olanlara el kaldırdıklarını biliyorlar mı, elbette biliyorlar. Recep Tayyip Erdoğan, "Beni Peygamber ilan edin" dese, bu milletvekilleri peki derler. Zaten AKP'li bir milletvekili Erdoğan için, "O yeryüzünde Allahın gölgesi" gibi bir şey demişti de, bu şirk koşmaya bir şey diyen olmamıştı. Allahtan Recep Tayyip Erdoğan'ın öyle bir talebi yoktur da, biraz nefes alabiliyoruz.

Toplumun fakirleşmesinde, cumhuriyetin, demokrasinin rafa kaldırılması da, adaletin yok edilmesi de, yasa ve anayasanın çiğnenmesi de, boğazların, Lozan Barış Antlaşmasının, kısaca bağımsızlığımızın tartışılmasında da, AKP iktidarının kendisidir, bir fiil uygulamaları arasındadır.  

İlla biz Osmanlıcıyız, yıkılıp gitmiş bir sistemi yeniden kuracağız, geçmişi geri getireceğiz, biz Müslüman bir milletiz değişmeyeceğiz naraları atanların, doğa da olduğu gibi değiştiğinden haberdar bile değillerdir veya haberdarlar, toplumu köleci bir topluma dönüştürmeye çalışıyorlardır. Günümüzde doğada olduğu gibi, insanların değiştiğini, değişimin çoğunlukla ileri doğru olduğunu herkes bilmektedir. Biz ne kadar değişime direnirsek direnelim, değişim devam ediyor. Bu değişim dini, ahlaki, kültürel vb. tüm alanları kapsamaktadır. Bugün Regaip Kandili! Regaip Kandil'inin kutsallığı Müslümanlar için tartışılmaz ve değişmez olarak bilinir. Gelin Regaip Kandil'inin nasıl ortaya çıktığını, kutsallık kazandığını, Müslümanların kitabı olan Kuran'da adı geçiyor mu, bir bakalım.

Regaip Kandili veya Regaip Kandili, Hicri takvime göre Recep ayındaki ilk Perşembeyi Cumaya bağlayan gece. Kökü, "arzulamak, meyletmek" anlamına gelen Regaip sözcüğü, hadis ve fıkıh literatüründe "bol sevap ve mükâfat, faziletli emel" anlamında kullanılır. Terim olarak Regaip, Türkçede kandil dediğimiz mübarek gecelerden biridir. .Yüce Allahın rahmet, bağış ve yardımlarının dağıtıldığına inanılır. (https://www.ntv.com.tr) (sözlük)

Regaip Kandili, doğrudan Kuranda geçmese de, dini kültürde zamanla büyük kutlamalarla kutlanmaya başlanmış ve kendisine burada önemli bir yer edinmiştir. (vikipedi)

İslam'ın ilk zamanlarında var olan bir adet olmayıp, hicri 3.asırdan itibaren kutlanmaya başlanmıştır.

 Kuranı kerimde Regaip ile ilgili ayet yoktur. Bu geceler Osmanlı döneminde II. Selim (1566-1574) zamanlarından başlayarak (Bu zamanların ayrı bir tartışması vardır ama şimdi konumuz dışında), minarelerde kandiller yakılarak duyurulup, kutlandığı için "kandil" olarak anılmaya başlanmıştır. (https://www.hurriyet.com.tr)

Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılıyor ki, din, inanç, ritüellerin (din, tapınma, büyü ile ilgili geleneksel tören) nasıl değiştiğinin gösteriyor. Oysaki birçoğu Regaip Kandil'ini kuranda bir ayet olarak varmış gibi tapıyordu, ayetleştiriliyor, kutsallaştırılıyordu. Bu da yetmiyor, din adına, dinde olmayan birçok ayet, gelenek, hatta sahabelerin aktarımları bile olmayan uydurma, hurafeleri içeren olguları, dinin çatısı değilse bile, dinin içine yerleştiriliyor, dinin içi boşaltılarak değiştirilebiliyordu!

Geçmiş, donmuş kalmış, çağının dışına çıkmış bir yönetim şeklini getirmeye çalışan ortaçağ karanlığına, toplumu kulluğa, köleliğe götürecek bir sistemi, ülke yönetiminde olan bu iktidar ve yandaşlarını anlamak mümkün değil! "Kör kör parmağım gözüne" (Çok belli, çok açık, her şey göze batacak kadar ortada, bunu görmemek için kör olmak gerekir, bunu görmeyeni kördür anlamında kullanılmıştır.) (eodev.com).

Maalesef okumuş cahil, okumamış cahilden daha tehlikeli, daha kan içici bir yapıdadır. Öyle okumamışlar vardır ki, bilgisiyle, aydınlık düşüncesiyle birçok okumuşu cebinden çıkarır.

Kısaca dar anlamda iki tip insan vardır diyebiliriz. Birincisi, insanların birlik beraberliğini, özgürlüğünü, eşitliğini, adaleti vb. gibi aydınlık bir gelecek için çaba harcayanlar. İkincisi, kendi küçük, küçücük çıkarları, bencillikleri yüzünden, insanların hayatını karatanlar bulunmaktadır.

Siz bu iki tip insandan hangisisinizdir?

"Büyük cinayetler ancak büyük cahiller tarafından işlenir."

(Voltaire. S:64)

"Bir ülkede dalkavukluğun sağladığı çıkar, dürüstlüğün sağladığı çıkardan daha verimli olursa o ülke batar."

(Montesquieu. S:78) (HAYATIMIZI DEĞİŞTİRECEK 1001 SÖZ, Dr. Yaşar Ateşoğlu)

Saygılarımla.

 

                  

YAZARIN DİĞER YAZILARI