MEKKE ANLAŞMASI VE YEMEN’İN SORUNLARI
Mekke anlaşması bir savunma anlaşmasıdır yani şimdi biz(?) saldırıya uğrarsak kaypak, güvenilemez Arap ülkesi Suudi Arabistan ile Pakistan’ın bizim için savaşacağını mı düşüneceğiz? Ülkemize olan bir saldırı durumunda NATO’nun koruması altında olan bir ülkeyiz biz. Bize ve bu iki ülkeye Mekke anlaşmasını yaptıran ABD(nedenleri her neyse), Orta Doğu ülkeleri kendi bölgelerinin güvenliğini sağlayacak anlaşmalar yapmalıdır diyor.
ABD şimdi bu anlaşma ile Türkiye’nin bir Orta Doğu ülkesi olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Biz, gerçek şu ki Orta Doğu özelliklerini taşıyan bir ülke değiliz. AKP’nin bizi bu yana itmeye çabalamalarına karşın, bazı Orta Doğu özellikleri göstermekle beraber biz Batı’nın parçasıyız. Batı uygarlığını taşımaktayız. ABD dışında önde gelen birkaç Avrupa ülkesi de Türkiye’nin Orta Doğu’ya gömülmesi ve sömürülen ülkeler arasında yer alması düşüncesini göstermektedirler. Batı uygarlığı demeye alıştığımız uygarlık, bir ABD ve Avrupa uygarlığı değildir. Doğru tanımlama ‘çağdaş uygarlık’ biçiminde olmalıdır. Örneğin Japonya, Yeni Zelanda, Avustralya çağdaş uygarlığın içindedirler, Türkiye de öyledir, onlar kadar değilse de.
Bu anlaşmada anlamakta zorlandığımız bir durum da Pakistan’ın bir Orta Doğu ülkesi olmayışıdır. Bu üç ülke düşünülebilecek düşmanları aynı olmayan ülkelerdir. Anlaşıldığı kadarıyla ABD kendi dümen suyunda olan ülkelerden, kendi dümen suyuna girmeyen ülkelere karşı bir birlik geliştirmeyi hayal etmektedir. Türkiye İran’a karşı savaşmayı düşünür mü? İsrail’e karşı savaşmayacak olan bu üç ülke İsrail’i kendi topraklarına göndererek Orta Doğu’da ki güvenliği sağlar mı? Doğrusu biz halk olarak hiç Suudi Arabistan ve Pakistan var güvendeyiz diye düşünmedik. Bizim saldırısına karşı güvenlik arayacağımız bir ülke elbette var.
Bize saldıracakları düşünürsek İsrail, Yunanistan bizim dengimiz olmayan ülkelerdir. ABD’den bu saldırı beklenebilir. Bize saldırıyı düşünecek bir karakter sahibidirler. Çünkü İran’la olduğu gibi çıkarlarımız yok etmeyi düşünecek kadar birbirine ters ve uzaktır. Pek uzak olmayan bir zamanda bu durumla karşı karşıya kalabiliriz.
AKP’nin sayıları yeterlidir Meclis’te bu anlaşmayı onaylayacaklardır. Ancak olmayan ama var görünen bir anlaşma olacaktır bu. İşin aslı AKP önemli işler yapıyor görünümü vermeğe çalışıyor. AKP ayrıca ABD’den beklentisi olduğundan ABD’nin istediğini yapmanın biraz hazzını yaşayacaktır. Bir güvenlik anlaşması düşünüldüğünde tüm ülkeler katılmalıdır. İran, Mısır, Azerbaycan, Yemen ve İsrail de öncelikli olarak düşünülmelidir. Dışarıda bırakılan ve tavır alınan iç düşmanlar olmamalıdır. Barış ve güvenlik o zaman elde edilir.
Yemen olayı dini nedenlere dayanan üstün olma iç savaşıdır. Yemenliler eşit yaşamayı düşünememekte ve istememektedirler. Suudi Arabistan ve İran’ın Yemen’de çatışmaya katılmasının hiçbir haklı yanı yoktur, oradan çekilmelidirler. Yetmiyormuş gibi şimdi de Mekke Anlaşması nedeniyle Pakistan askerlerinin Yemen’de ve İsrail askerlerinin Suudi Arabistan’da yer tuttuğu görülmektedir. Sorun gerçekte doğru bir ‘bölge güvenlik örgütü’ne veya doğru bir Birleşmiş Milletler yapısına olan ihtiyacı göstermektedir. Türkiye Yemen’de Sünni tarafa silah göndererek çatışmanın sürmesinin uygulayıcılarından olmamalıdır.
a