HOŞAP KALESİ / VAN.


"GİDEREM VAN'A DOĞRU,

 YÖNÜM İRAN'A DOĞRU.

KES BAŞIM KANIM AKSIN,

KADİR/KIYMET BİLENE DOĞRU.

KOYDUN 'ÇUKURDA' BENİ BENİ,

SADIKLIĞIN BU MUYDU?,

BU MUYDU BANA SÖZÜN?,

YEDİRDİN KURDA BENİ BENİ."

Ahmet KIZILEL(Erzurum)

        Değerli okurlar, 13 Nisan sabahı, karlı, rüzgârlı, yağmurlu, tipili bir günün sabahında Van' daki Köyceğiz' den komşumuz/dostumuz, Serhat yanına kardeşi Berkay'ı, Kankası Sedat ı ve bizi de alarak Hakkâri yoluna vurdu. Bir saatin sonunda hoş (güzel), ab (su): HOŞ AB (GÜZELSU) yerleşkesine vardığımızda yağmur ve tipi devam ediyordu. Yolu sorup dolanarak yalçın bir kayanın başındaki kalenin kapı girişine kadar aracımızla tırmandık. Bu sezonda kale kapalıydı, ancak dışarıdan fotoğraflarını çekmekle yetindik. Kale girişinin duvarındaki levhada en resmi olarak şu satırlar kazınmıştı: " T.C. KÜLTÜR ve TURİZM BAKANLIĞI Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

HOŞAP KALESİ: Van-Hakkâri karayolunun kuzeyinde, HOŞAP ÇAYI' nın kuzeydoğusunda kurulmuştur. Bu gün Hoşap Kalesi olarak anılan kale, geçmişte KALE-İ MAHMUDİ ve NARİN KALE olarak da anılmaktaydı. Tarihi URARTULAR Dönemine kadar uzanan kale, Osmanlı Devletine tabii MAHMUDİ Beyleri tarafından yaptırılan şekliyle günümüze kadar gelmiştir. İç kale giriş kapısı üzerindeki Farsça kitabede Mahmudi Süleyman Bey' in ismi ile (h. 1052, m. 1643) tarihi yazmaktadır. Genel olarak kale, Hoşap çayının kenarında yükselen sarp ve dik bir kaya kütlesi üzerine kurulmuş ve iç kale ile bunun kuzeyinde üç yönden surlarla çevrili dış kaleden oluşmaktadır." Hemen altındaki bir diğer levhada KİTABE ile ilgili şu satırlar yer almakta: " Kaleyi yaptıran Süleyman Bey' in isminin ve yapım tarihinin geçtiği kitabe, kapı açıklığının üzerindeki üçlü kemer şeklinde sona eren yuvarlak silmeli çerçeve içerisindedir. Kitabe, siyah bazalt taş üzerine üç satır halinde altı mısra olarak Farsça yazılmıştır. Kitabenin metni şöyledir: Süleyman, Allah' ın lütufları ve fazlıyla bu heybetli kaleyi inşa etti. Bu yer O'nun ocağı olduğu için Tarihine "Ocağı ma" (h.1052) yazılmıştır. Yerden göğe yükselen bina sınıra kadar sapasağlam bir set oluşturdu. Bu kitabe, Farsça, Türkçe, İngilizce olarak yazılmış.

Hoşap Kalesi, Van' a yaklaşık 50-60 km. arası uzaklıkta, VAN-BAŞKALE yolu üzerinde GÜZELSU mevkiinde bulunan ve son halini Orta Çağ' da alan kale, sarp bir yamaç üzerinde bulunmaktadır. Türkiye-İran arasındaki yol üzerinde bulunmasından dolayı eskiden stratejik açıdan önemliydi.

MUHTEŞEM GÖRÜNTÜ: Bu kale, özellikle üzerine oturduğu kaya ve bu kayanın üzerinde yükselen burçları ile insanı etkileyen göksel bir görüntüye sahiptir. Söylentiye göre kale bittikten sonra kaleye hayranlıkla bakan Sultan, başka bir kale daha yapmasın diye ustanın sağ elini kestirmiş!( Böyle bir densizlik düşünülemez!). Ama buradan İran' a geçen usta, sol eliyle daha güzel bir kale inşa etmiş. Ancak bu kalenin hangi kale olduğu konusunda bir bilgi yok. Başka yapılar için de anlatılan bu söylencede halk, Sultan' a hak ettiği cevabı vermiş!... Kale, bir Selçuklu kalesi olarak görülse bile aslında eski bir URARTU KALESİ' nin üzerine yapılmış. Çünkü URARTU KALELERİ ana kayadan oyma kalelerdir. Bu konuda bilgisi olanların kapıdan girişte bu ayrıntı dikkatlerini çeker. Ana kayadan oyma kalenin taş merdivenlerinden çıkarken başınızı kaldırdığınızda tavanın tipik bir Selçuklu inşaatı örneği olduğunu ve daha yukarılarda ise kerpiç yapılar ve Osmanlı izlerini görürsünüz. Yani Hoşap Kalesinde hem URARTU, hem SELÇUKLU, hem OSMANLI DÖNEMİ kale yapısı örneklerini görebilirsiniz." Bunlar da uzman görüşü. Gezginlerin görüşlerine göz attığımızda birisi " Bu kaleye üç kezdir geliyorum, üçünde de kapıda demir zincirler asılı ve kapalı, tadilat bir türlü bitmiyor!" Diyor. Yalçın kayanın zirvesindeki bu kalenin fotoğraflarını yağmura, kara, tipiye rağmen çekip yol kıyısına indiğimizde yol kıyısında okuldan evlerine dönen öğrenciler, bizi yine turist olarak görüp "HELLO, HELLO!" diyerek karşıladılar. Biz de onları yanımıza çağırıp birlikte fotoğraflar çekildik. Bizim Serhat kardeşimiz, bizi araçtan indirdi ve karşıdaki ÇAY OCAĞI' nı gösterip basıp gitti. Hedefimiz ÇUKURCA idi ve Van' dan Çukurca' ya günde bir sabah, bir de akşam üstü olmak üzere iki dolmuş vardı. Dolmuş, Van' dan 15.00' da kalkıyordu. Biz, kaleyi fotoğraflamak için Van ' dan 14.00' da çıkmıştık ve bizim dolmuşun gelmesine yarım saat kadar vardı. Yağmur-yaş valizlerimizi ÇAY OCAĞI' na alıp birer çay söyledik. Çaylarımızı içerken nereden gelip nereye gittiğimizi sordu çaycı. Biz de durumu anlattık. Çaycı, "Karnınız açsa, size bir şeyler tedarik edelim!" önerisinde bulundu. Kendisine teşekkür ettik. Zaman yaklaşıp da çayların ücretini vermeye kalkınca "Ya olur mu, siz misafirsiniz, ikramımız olsun!" cevabıyla karşılandık. Bu da yetmedi. Dolmuş, biraz gecikince " Ya gelmezse, ya bir şey olursa!..." gibilerden biz telaşlanınca yine bizim ALİCENAP ÇAYCI, "DOLMUŞ GELMEZ DE BURADA KALIRSANIZ, MERAK ETMEYİN, BEN SİZİ ALIR EVİMDE MİSAFİR EDERİM!" Demesin mi? Desin, desin. Geçen haftalarda anlattığımız insanlık galiba burada başladı!?. Saat 16.00 civarı dolmuşumuz gelince çaycımız bizden evvel valizleri alarak yağmur-yaş altında dolmuşa yetiştirdi. VER ELİNİ ÇUKURCA.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI