ZAP SUYU DERİN AKAR, OY SİNEM Mİ SİNEM Mİ,
CAN ALIR, YÜREK YAKAR OY SİNEM Mİ SİNEM Mİ,
BEN SEVİP ELLER ALA, OY SİNEM Mİ SİNEM Mİ,
BANA DA KİMLER BAKAR, OY SİNEM Mİ SİNEM Mİ.
Değerli okurlar, Çukurca, URARTU Uygarlığının ilk yerleşim yerlerinden biri olarak biliniyor. Abbasiler, bu yerleşim yerini "MİR" adı verilen dini, siyası, askeri şeflikle yönetmişler. Selçuklular döneminde ise Çukurca, İmadiye Beyliği' ne bağlanmış. Hakkâri' nin Kürtçe adı "COLEMERG" dir. Türkiye' nin en güney doğusunda bulunur. Çukurca' nın tahini, COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ İLE Hakkâri' nin gastronomik kimliğinin önemli bir parçasıdır. Çukurca' nın toplam nüfusu 15.294 kişi. Bu nüfusun 8.247' si ilçe merkezinde, 7.047' si ise köylerde yaşamaktadır.
Şu an bizim de Valimiz olan İdris AKBIYIK, Hakkâri Valisi iken basılan "ÇUKURCA FOTOSAFARİ VE DOĞA SPORLARI FESTİVAL ALBÜMÜ 1-2-3" adlı belgesel kitapçıkta şöyle diyor: "Başta ilgili bakanlıklarımız olmak zere Türkiye' mizin sahip olduğu bu zengin potansiyelin önce ülke vatandaşlarımıza daha sonra da tüm dünyaya duyurmanın vazifesini üzerimize almış bulunmaktayız. Çukurca, Fotosafari ve Doğa Sporları Festivalleri olarak artık gelenekselleşen festivalimiz de bu faaliyetlerin en önemlilerindendir. İlimizin keşfedilmeyi bekleyen SAT GÖLLERİ, SÜMBÜL DAĞI, İKİ YAKA DAĞLARI, MERGABÜTAN KAYAK MERKEZİMİZ ve sayılabilecek birçok tabiat harikası yerlerimizin tanıtılmasını elimizden gelenin daha da fazlası gayreti göstererek tanıtma, duyurma ve buralara yerli, yabancı turist akınını sürdürme sevdasındayız. Çünkü bu güzellikleri görmeyi ve burada güzel vakit geçirmeyi herkes hak ediyor"
Belediye binasının hemen karşısındaki Kale Evlerinde yapılan düzenlemelerle oradaki evler restore edilerek bazıları da müze haline getirilmiş, yöresel giyim-kuşam-döşem örnekleri sergilenmiş, gelen gezginlerin gösterimine sunulmuş. Halk ozanı (DENGBEJ) köşesi de bunlardan biri. Oradan ayrılıp Zap Suyu boyunca aşağılara inmeye başladığımızda kaptanlarımız bizi değirmene götüreceklerini söylemişlerdi. Biz de sanmıştık ki, bildiğimiz un değirmeni. Meğer bu değirmenler, yörenin tescilli bir ürünü olan susam öğüten değirmenlermiş. Değirmenin önüne geldiğimizde binanın yan tarafındaki pencereden atılan odunlarla odanın altında gürül gürül ataşlar yanar. İçeriye girince de ataşın üstündeki odada taban boyunca bembeyaz susamın yere serildiğini ve çevresindeki kadınların uzun uzun küreklerle alttan ısıtılan susamı sürekli karıştırdıklarını gözledik. Bizim hanım da hemen onlarla kaynaşarak aralarına girdi ve o da bir uzun kürek alarak beyaz susamları karıştırmaya başladı. Bir yandan da fotoğraflar, videolar çekmeye başladık. Hatta hanım, çalışan kadınların büyüklerinden birine bir türkü mırıldanmasını istedi. Kadın, önce pek istemese de sonunda kendi dilinde bir şarkı/türkü mırıldanmaya başladı. Biz de bunu fırsat bilip videoya kaydettik. Kuruyan susamlar, beyaz renklerini kaybedip kahverengi renge dönüşmüşlerdi. Sonra da bizi bir başka odaya aldılar ve buradaki değirmen, susamları öğüterek TAHİNE DÖNÜŞTÜRÜYORDU. Tahinler de hemen kavanozlara, tenekelere dolduruluyordu. Çalışanlara kolaylıklar diledikten sonra ZAP VADİSİNDE inmeye devam ederek yol kıyısında, dağın böğründen fışkırarak sağ yamaçlardan gelen büyük bir çağlayanın manzarasına kapılıp kaldık. Çağlayan, öylesine görkemli ve dumanlar çıkartarak akıyordu ki, hayran olmamak elde değildi. Kaptanımız bizi biraz daha ileri götürüp aracını sol tarafa çekip inmemizi sağlayınca orada; yolun altında ZAP SUYU' nun kıyısında Kaymakamımız Mert KUMCU' nun zamanında yapılan DİK BAŞLI, ZARİF BEDENLİ BUNGALOVLAR, ZAP SUYUNU SEYREDEREK ÖYLECE SAKİN DURMAKTALAR. KIYIDAKİ BELKİ BİN YAŞINDAKİ ÇINAR AĞAÇLARI Kİ, İÇLERİ ÇÜRÜMÜŞ ve BİR ODA YAPACAK KADAR BOŞALMIŞ olduğu halde ömürlerini sürdürmekteler. Bu ortam, bu görüntüler, bizi çok duygulandırdı ve fotoğraf ve videolarını çekip oradan ayrılmak durumundaydık. Mecburen dönüşe geçtik. Şemsi BELLİ' den.
Gara dağda gar altında ufağ ufağ mezerler,
Yeddi ceset hetim hetim Zap Suyunda yüzerler,
Hökümata arz eylesem azarlar.
Ben ketimo,
Ben hetimo.
Ben ne biçim vatandaşım hooy babovvvv?
Şavata' dan Angara' ya ses getmiir,
Biz getmeğe guvvatımız hiç yetmiir.
Malımız yoh,
Yolumuz yoh.
Angara'ya ses verecek dilimiz yoh,
Ganadımız, golumuz yoh,
Bu ne biçim memlekettir hooy babovvv?