Memleketin üzerine çöken sisten, ana muhalefet partisinin koridorlarına uzanan kirli bir elin izini sürmek gazetecinin görevidir.
Ben de sadece tanıklık görevimi yapıp aynayı gerçeğe tutmaya çalışıyorum.
Ve mesajlardan koro halinde bir hüküm yükseliyor.
"Masken düştü, sen objektif değil gizli bir CHP'liymişsin!"
Siyasi ezberlerin konforuna alışmış olanlara yadırgayacakları bir hakikati yeniden hatırlatayım.
Ben CHP'li değilim.
Hiçbir partinin organik uzvu, arka bahçesi ya da kalemşörü olmadım.
Siyasi bir fikre sahip olmak insan olmanın şanındandır ama bir partiye biat etmek gazeteciliğin ölümüdür. O bağ kurulduğu gün, bu mesleği bırakmak gerekir.
Ama bugün, CHP'de seçilmişlerin yanında duruyorum.
Çünkü sahnelenen bu oyunu basit bir "kurultay didişmesi" ya da "koltuk kavgası" zannedenler, Truva Atı'nı şehre hayranlıkla buyur eden gafillerden farksızdır. Büyük resmi görmek için dahi olmak da gerekmiyor.
Karşımızda, Adalet Tanrıçası Themis'in gözbağını çözüp elindeki kılıcı rakipleri budamak için bir aparat haline getiren bir irade var. Barrack'ın o karanlık antidemokratik kehaneti, hukukun çölleştirildiği, kurumların tapınak müridleri gibi boşaltıldığı o rejim, adım adım, taş taş örülüyor.
Dün HDP'li belediyelere kayyumlar atanırken, halkın sandıktaki mührü kağıt parçası gibi yırtılırken aslında sessiz bir simülasyon yürütülüyordu.
Demokrasinin bağışıklık sistemi ölçülüyor, toplumun nabzı kontrol ediliyordu.
O gün o laboratuvardan başarıyla çıkanlar, bugün aynı neşteri ana muhalefetin gövdesine vuruyorlar.
"Mutlak butlan" tekerlemeleriyle hukuku bir sihirbaz şapkasına çevirenlerin derdi adalet değil; siyaset sahasını kendi labirentlerine dönüştürmektir.
Dün halkın iradesi gaspedilirken iktidar sofralarında meze arayanlar, bugün muhalefet içi çatlaklardan sızan yandaş manşetlerle zafer çığlıkları atıyor.
Eğer gazeteci çağın tanığıysa, perdenin arkasındaki o kuklacının iplerini topluma göstermekle görevlidir.
Bu, bir partinin yandaşı olma meselesi değil.
Bu, cebimizde zar zor sakladığımız, rüzgarda savrulmasın diye titrediğimiz son demokrasi kırıntılarını müdafaa etme meselesi.
Yarın çocuklarımızın yüzüne bakarken utanmamak, torunlarımıza prangalanmamış bir gelecek bırakmak içindir.
Bu vahşi planı görmezden gelmek, sadece saflık değil, o karanlık senaryonun figüranlığına soyunmaktır.
Çünkü karanlık, onu tarif edenlerden değil, ona alışanlardan güç alır.