“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÖYLEMİ ÜZERİNE BİR GÖRÜŞ!

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÖYLEMİ ÜZERİNE BİR GÖRÜŞ!

 

“Terörsüz Türkiye” diye ortaya atılan, TBMM’de kanunlaşan, komisyonların kurulacağı söylenen bu çalışmaların içeriğini hiç kimse bilmemektedir. Kapalı kapılar ardında yönetilen bu süreçten vatandaş habersizdir. Durup dururken ortaya atılan “Terörsüz Türküye” söylemine nasıl gelindi? Hiç kimse terörün devam etmesini istemez, teröristi desteklemez. Kırk yılı aşkın devam eden terör olaylarında hayatını kaybeden, sakat kalan insanlarımıza borcumuz vardır. Onun için ne oldu da “Terörsüz Türkiye” söylemi gelişti?

On binlerce insanımızın hayatına mal olan terör olaylarının biteceği kuşkuludur! Çünkü geçmiş tarih bize terörün bitmeyeceğini göstermektedir. Ağırlıklı olarak emperyalist ülkelerin desteklediği terör olayları zaman zaman dursa da günümüze kadar devam etmiştir. T.C. kurulduktan sonra, Cumhuriyete karşı olanlar, dış destekle teröre başvurmuşlardır. Bunların başında, toprakta kaybettiğimiz Şeyh Sait İsyanını örnek olarak gösterebiliriz. İngilizlerin de desteğini alan isyan zor bastırılmıştır. Daha sonraki yıllarda ASALA denen terör örgütü ortaya çıkmış, emperyalist ülkelerce desteklenmiş, birçok cana kıymışlardır. ASALA terör örgütü bitince PKK terör örgütü ortaya çıkmış, kırk yılı aşkın devam etmektedir. Tabii ki, PKK’nın arkasında da emperyalist ülkeler vardır.

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre:

Madde: 1- Devletin şekli: Türkiye devleti bir Cumhuriyettir.

Madde: 2- Cumhuriyetin nitelikleri: İnsan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğe bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde: 3- Devletin temel unsurları: Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür; dili Türkçe, bayrağı Albayrak, milli marşı İstiklal Marşı ve başkenti Ankara’dır.

Günümüzdeki hükümet sistemi: 2017 Anayasa değişikliği ile parlamenter sistemden geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uygulanmaktadır. Bu sistemde yürütme yetkisi doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaktadır.

“Terörsüz Türkiye” söyleminin kafamızda oluşan, bizi şüpheye düşüren, birçok soruyu da sormamıza neden olan olayların bir tarihi geçmişinin olmasıdır. Çünkü “Terörsüz Türkiye” söyleminin ABD’nin izlediği dış politikanın bir ürünü, Suriye sorunu, Suriye temsilcisi Tom Barrack’ın daha sonra Türkiye’ye Büyükelçi olarak atanmasının payı ne kadardır bilemiyoruz. Çünkü ABD Büyükelçisinin; “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki millet sistemi, yüzlerce yıl farklı grupları merkezi sistemde var etti. Türkiye tüm bunların merkez noktası olabilir. Güçlü ulus devletler 1919’dan beri Amerikan planlarını engelliyor, İsrail’i tehdit ediyor.” Söyleminde vücut buluyor. Tıpkı İngilizlerin bize oynadığı oyunların benzeri olmasından kaynaklanıyor.

Birinci Dünya Savaşından galip çıkan İngiltere, 1914 yılında, “Almanya savaşı kazanırsa Alman sömürgesi olacaksınız: İngiltere kazanırsa mahvoldunuz!” (1914, SIR ADAM BLOCK. Duyun-u Umumiye Başkanı)

“Türkiye’yi mahvedene kadar savaşa devam edeceğiz.” Diye devam eden söylem İngiltere Başbakanı Lloyd GEORGE; “Bir insanlık kanseri, kötü yönetilen toprakların etine işlemiş bir yara.” Diye söz eder. (MİLLİ KURTULUŞ TARİHİ. 33,35. Doğan Avcıoğlu)

Amerikalı Profesör Lenczowski, İngiltere’nin bu tutumunu şöyle açıklamaktadır: “Hiçbir Avrupa devleti, çürümüş ve çöken kafir İslam İmparatorluğu’nun egemenliğinden kurtulup bağımsızlığa kavuşmak isteyen bir Hristiyan milletinin arzusuna açıkça karşı çıkamazdı.” (MİLLİ KURTULUŞ TARİHİ, Sayfa: 38, Dip not)   

Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu SERV Antlaşmasını imzalamıştı. Bu antlaşmaya dahi uymayan İngilizlere tam teslimiyet gösteren padişah ve saray yönetimi, bazı aydınlar İngiltere Mandalığını isterlerken bile aşağılanmışlar, horlanmışlardır.

Emperyalist ülkeler Birinci Dünya Savaşının üstünden 100 yıl geçmesine rağmen Kurtuluş Savaşında yenilmelerini hazmedememişlerdir. Sevr Antlaşmasını yürürlüğe koymaya çalışmaktadırlar. O nedenle Türkiye’nin kalkınmasını engellemek için el altından terörü hep desteklemişlerdir. Bugünde görülüyor ki; ABD Büyükelçisi sömürge valisi gibi hareket etmektedir. Buna rağmen iktidarda olanlar büyükelçiye doğru dürüst bir tavır gösterememiş, sınır dışı edememişlerdir! Birçok siyasi kriz yaşayan Ülkemizin bağımsızlığı tehlikeye düşmüştür. Bu söylemin kabul edilecek bir yanı bulunmamaktadır.

Şüphem sudur ki; “Terörsüz Türkiye” söylemi, girişimi bağımsızlığımızı tehlikeye düşürmesi ihtimalidir. Terör olaylarını barışçıl yoldan çözmek isteyen yönetim, diğer taraftan demokrasiyi rafa kaldırması, yasalara, Anayasaya uymaması, barış söylemini açığa düşürmektedir. Teröriste af düşünülürken, muhalifleri hukuksuz olarak içeride tutulması, “Terörsüz Türkiye” söylemini sorgulamamıza neden olmaktadır.  Terörün en büyük dayanağı demokrasinin olmayışı, baskı yönetimleridir. Terörün dayanaklarını, nedenlerini ortadan kaldırıldığı zaman terör kendiliğinden ortadan kalmış olur. Ayrıca toplumsal bir mutabakatın sağlandığı düşünülmemektedir.  Şehit ve gazilerimizin görüşleri alınmış mıdır? Bu konudaki düşünceleri nelerdir, bilinmemektedir. 

“Terörsüz Türkiye” söylemi emperyalistlerin baskılarıyla oluşmuşsa, barışa hizmet etmeyeceği aşikardır. Süreç açık, şeffaf yürütülmelidir. Demokrasi ve insan haklarının olmadığı, yasa ve anayasaya uymayan bir iktidarın “Terörsüz Türkiye” söylemi terörü sonlandıramaz. Durum bunu göstermektedir. Umarım biz yanılırız!

Saygılarımla.

Kemal Gürbüz

Şair, Yazar-Devlet Sanatçısı

                                      

YAZARIN DİĞER YAZILARI