İZMİR ATATÜRK İL HALK KÜTÜPHANESİ VE KÜTÜPHANECİLİK

İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesinin ev sahipliğinde 27 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirdiğimiz kitap söyleşisinde değerli okurlarla bir araya gelmiş olmaktan büyük mutluluk duydum.

İzmir'in kültür mirasında çok özel bir yere sahip olan bu köklü kurumda ağırlanmak benim için bir onurdu. Etkinlik öncesindeki nazik davetleri, organizasyon sırasındaki profesyonel yaklaşımları ve en önemlisi kitaba, yazara ve edebiyata verilen değerler için en içten teşekkürlerimi sunarım.

   Cumhuriyetin ilanıyla kütüphanecilik hizmetlerinin ve kütüphanelerin genel yönetimi, 1924 yılında Eğitim Birliği Yasası ile birlikte Maarif Vekâleti'ne (Eğitim Bakanlığı) bağlanmıştı.

Cumhuriyet Döneminde Milli Eğitim Bakanlığının Kütüphaneler Genel Müdürü olan Aziz Berker kütüphanecilik ile ilgili görüşünü

27 Eylül 1941'de dönemin Yüksek Tedrisat Umum Müdürlüğüne yazdığı mektupta; "Fikrimce bu faaliyetlerin tanzimi, kütüphaneci yetiştirilmesi ve bu işlerin başarılması, kütüphanecilik hizmetlerinin yapılandırılması için ilk iş olarak tercihen İstanbul Üniversitesi'nde Edebiyat Fakültesi'ne bağlı olmak üzere muayyen kadrolu bir Kütüphanecilik Enstitüsü'nün kurulmasına ihtiyaç vardır." ifadeleri ile tekrar dile getirmiştir. "Fakat arkadaşlar kütüphane demek, bina demek, kitap demek olduğu kadar da kütüphaneci demektir. Kütüphanecilik mefhumu bugün bütün dünyada büyük terakkiler kaydetmiştir, bugün kütüphanenin başında bulunan zat eski tabirle sadece bir hafız-ı kütüb değildir yani bu kitapların başında oturan, bunları bekleyen adam değildir. Modern manada kütüphaneci, kitaplarını fevkalade iyi tanzim etmiş, kitapların muhteviyatından malumattar, dünyadaki ilim cereyanlarını takip eden adamdır." şeklindeki veciz sözleri ile ülke kütüphaneciliğinde yeni bir dönemin başlamasına vesile olmuştur.

Rahmetli Aziz Berker'in bu düşüncelerine yürekten katılırken ortaokul yıllarında Köy Enstitüsü mezunlarından olan Kula'nın kütüphane müdürü Hasan Başoğul'u anmadan geçemeyeceğim. Babamın elimden tutarak  "Hasan Bey Amca" diye hitap ettiğimiz kütüphane müdürüne götürdüğü günü bugün gibi hatırlıyorum. Ödevlerimizi hazırlarken önümüze zengin kaynakları sererek, farklı yazarların kitaplarını tavsiye ederek ben ve arkadaşlarımın saygı duyduğu özel bir insandı Hasan Başoğul. Ruhu şad olsun. Maddi imkanlarımızın el vermediği günlerde alamadığımız kitapları kütüphanemizde bulmak bizim için bir hazineyi keşfetmek kadar değerliydi. Biz de ona minnettarlığımızı aldığımız eseri zamanında okuyup teslim ederek ifade ederdik. En unutamadığım şey de gerçekten okuyup okumadığımı anlamak için bir iki soru sorar öyle  teslim alırdı iade ettiğim kitapları. Yukarıda bahsettiğim  Aziz Berker'in kütüphaneci tanımıyla ne kadar çok ortak özelliği olduğunu  bilmek beni çok sevindirdi. Hasan Bey Amca kütüphanedeki eserleri yakından tanımamış olsa bize soru yöneltebilir miydi? Aziz Berker'in   sözlerinden hareketle Edebiyat Fakültesi mezunu Türkolog Elif Sertuç'la yollarımızın kesişmesi tesadüf değildir diye düşünüyorum. Söyleşinin  moderatörlüğünü yapan sevgili Elif Sertuç'un profesyonelce sorduğu sorular ve kitaplarıma olan hakimiyeti ile tüm konukların takdirini kazandı. Atatürk İl Halk Kütüphanesinin bünyesinde farklı yazarlarla yapılan çalışmaların  değeri yadsınamaz. Ayrıca Sayın Yasemin Yazar'ın görme engelliler için yaptığı çalışmaları da yakından görmek bizi çok mutlu etti. Hele " DÜŞ SOKAĞI " adlı kitabımın görme engelliler için Elif Sertuç'un seslendirmesiyle tüm Türkiye'de görme engellilerin hizmetine sunulmuş olması mutluluğumu kat be kat artırdı. Başta   Atatürk İl Halk Kütüphanesi Müdürü Sayın Veli Caner'e ve personeline teşekkür ederim.

Söyleşimize katılarak sorularıyla ve yorumlarıyla derinlik katan tüm edebiyatseverlere de ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Bilginin ve paylaşımın adresi olan kütüphanelerimizin, vizyon sahibi ekiplerle hayat bulduğunu görmek çok umut verici.

Gelecek projelerde ve yeni kitaplarda tekrar buluşmak dileğiyle.

 

    Münevver Ongun

YAZARIN DİĞER YAZILARI