YKKED-2019 AYDINLANMA ONUR ÖDÜLÜ MUZAFFER İLHAN ERDOST’ TA VERİLİYOR
Prof. Dr. Kemal Kocabaş
“Biz ağıtçı halkın çocuklarıyız/Doğadan aldığımız yaşamı, doğayla kucakladığımız için/Yaşam tutkumuzu, insan sevgimizi, özgürlük/özlemimizi biraz da ağıtlarla bezeriz biz/Onun içindir ki, öldürülemez ölülerimizi daha çok sevdik-seviyoruz/ Ama ağıtlar, ağıtların kuyusu olmasın” Muzaffer ERDOST
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) 2003 yılından beri Köy Enstitülerinin kuruluş günü olan 17 Nisan’da “Aydınlanma Onur Ödülü” veriyor. Şimdiye kadar aydınlanma dünyamıza katkıları nedeniyle Vedat Günyol, Engin Tonguç, İlhan Selçuk, Server Tanilli Halit Çelenk, Türkan Saylan, Cengiz Bektaş, Doğan Hızlan, Yaşar Kemal, Gürel Aykal, Genco Erkal, Ataol Behramoğlu, Yılmaz Büyükerşen ve 2018 yılında da bu ödülü Sayın Prof. Dr. Korkut Boratav Hocaya Balçova Belediyesi ile birlikte vermiştik. Bu yıl da YKKED-2019 Aydınlanma Onur Ödülünü 17 Nisan 2019 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte şair, yazar, çevirmen, yayıncı, Köy Enstitülülerinin dostu demokrasi ve aydınlanma tarihimizin, ülkenin yüz akı aydını Muzaffer İlhan Erdost’ta veriyoruz.
Muzaffer Erdost, 18 Eylül 1931, Çamlıbel, Artova (Tokat) doğumlu ve asıl adı Muzaffer Erdost olup, kardeşi Onur Yayınlarının sahibi İlhan Erdost’un 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yarattığı karanlık günlerde Mamak Askeri Cezaevi’nde dövülerek öldürülmesinin ardından, adına kardeşi İlhan’ın adını ekleyerek, "Muzaffer İlhan Erdost” olarak yazı ve kitaplarında kullanmaya başlar. Muzaffer Erdost’un kardeşinin adını, kendi adına eklemesi 12 Eylül faşizmine ve işkencelere karşı bir direnişin dışavurumuydu. İşkenceler, idamlar, gözaltılar, kitap toplamalar ve insan hakları ihlalleri ile tarihe geçen 12 Eylül’e karşı devrimci bir tavırdı. Lise öğrenimine Sivas’ta başladı ve Çorum’da tamamlar. Ankara Üniversitesi Veterinerlik fakültesini 1956 yılında tamamlar ve veterinerliği sadece askerde yapar. Fakülte son sınıfta iken “Pazar Postası” dergisinin yazı işleri müdürü olarak çalışmaya ve yazılar yazmaya başladı. 1956’da 15 Nisan sayısında Pazar Postası, ‘Kurtuluş Yolu Solculuk’ başyazısıyla çıkar. Derginin edebiyat politikası, o yıllarda İlhami Soysal ve Muzaffer Erdost tarafından belirlenir.
Erdost, lise ikinci sınıftayken Sivas’ta çıkan “Ülke” adlı gazetede, ilk yazısı olan Kemalettin Kamu ile ilgili bir incelemeyi iki gün yayımlayarak yazarlık yaşamına başladı. Ardından Yücel dergisinin genç şairler bölümünde şiirleri yayımlandı. Fakülteye başladığında “Seçilmiş Hikayeler” dergisinde öyküleri, “Ufuklar” dergisinde şiirleri ve yazıları yayınlanıyordu. Gazete İstanbul’a taşırken, patron çalışanlarını Ulus gazetesine aktardı. Yayıncılık deneyimine başladığı “Açık Oturum Yayınları”nın ilk kitap olarak, Cezayir’de Fransız generallerin işkence yaptığı Henri Alleg’in La Question adlı kitabını yayınladı. Üniversite öğrenimi sonunda iş olarak gazeteciliği seçti ve yaşamı boyunca gazetecilik, yayıncılık yaptı ve kitabevi işletti. Fakülte öğrenciliği yıllarından başlayarak, Ankara’da çıkan Evrim (1953-54), Pazar Postası (1957-59), Ülke (1960), dergilerinin bazılarının yazı işleri müdürlüğünü, bir kısmının da yayın yönetmenliğini yaptı. 1958 yılında başladığı yayıncılık deneyimi 1960 yılına kadar sürdü. 1958-63 yılları arasında Ulus gazetesinde çalıştı. 1964 yılında kurduğu Sol Yayınları’nı, Türk Ceza Yasasının 142. maddesine aykırı eylemde bulunmaktan hüküm giydiği 1971 yılına kadar yönetti. 1974 yılında affı sonrası yeniden yayıncılık, insan hakları örgütleri ve “İlhanilhan Kitabevi” yeni uğraşılarıydı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra o kitaptan dolayı MİT tarafından izlenmeye başlandığını öğrendi. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında emniyette ilginç bir olay yaşar. Sorgusunda bir komiser muavini elindeki kâğıda bakarak, “Sen, fakültede yaptığınız etkinlikte okuduğun şiiri hatırlıyor musun” diye sorar ve o kâğıttan o şiiri okur. Yani öğrenciliğinden itibaren izleyip toplamışlardı onunla ilgili her şeyi. Muzaffer Erdost, Pazar Postası derginde “Garip” ve “İkinci Yeni” şiir akımları ve tartışmaları içinde de yer aldı. İkinci Yeni için, “Toplumsal sorunlardan kaçış şiiri değildi, olmadı da. Şiirin içsel yapılanmasında geçirdiği değişimdi söz konusu olan” değerlendirmesini yapar. Muzaffer İlhan Erdost, lise öğrenciliğinden günümüze edebiyatla, şiirle, sanatla demokrasi ve ülkenin aydınlık geleceği tartışmalarında kendini yaratır. Erdost, yazılarında, şiirlerinde, kitaplarında yaşadığı tanık olduğu dönemlerin toplumsal sorunlarını emek ve demokrasi penceresinden yorumlayarak yaşadığımız yıllara onurla aktarır.
Basından ve demokrasi mücadelesinden yakından tanıdığımız Muzaffer İlhan Erdost Sayın Talip Apaydın’a verdiğimiz 2009- YKKED Mustafa Necati Öğretmenlik Onur Ödülü töreninde beraberdik. Erdost, törende “Karanlık Yolların Aydınlık Yolcusu” başlıklı bir konuşma yaparak Talip Apaydın Öğretmenimizi selamlamıştı. O konuşmada Talip Apaydın Öğretmenin Çifteler Köy Enstitüsü sürecini “ Talip Apaydın, ortakçı, yani yarı-serf bir babanın varisi olarak geleceğin yarı serfi olacakken, Cumhuriyetin özgür bireyi olarak enstitülü urbasını giydiği zaman sınıfsal bir değişimden, devrimci bir dönüşümden geçiyordu” ifadeleriyle anlatırken enstitü gerçeğini de “Unutulmasın ki, tarih ve toplumsal tarih, ne bir kişinin tarihidir, ne de bir kuşağın. Toplumsal tarih, geçmişten geleceğe, yaşam deneyiminden bilgiye ve bilince, kuşaktan kuşağa akan, dört bir yandan kol açan büyük ve derin ırmaktır. Ulusal demokratik devrim ırmağımızın bir kolu da, Köy Enstitülerini tasarımda ve uygulamada yaratanlardır, Köy Enstitülerinin amacını amaçlarında yaşama geçirmiş olanlardır” ifadeleriyle anlatmıştı.
Ocak 2019, Köy Enstitülü avukat, öğretmen Sayın Sabri Kurt telefondaydı. Av. Sami Alptekin’in bana verilmek üzere bir paket bıraktığını, almamı rica ediyordu. Paketi aldığımda ve açtığımda gördüm ki dokuz adet Muzaffer Erdost kitabı, büyük bir kültürel hazine, birikim önümdeydi. “ Türkiye’nin Kararan Fotoğrafları, İkinci Yeni, Şiirin U Dönüşü, Havada Yanan Güvercin, Demokrasi ve Demokrasi, Toprak Reformu Bildirileri ve Demokratikleşme Oyunları, Yabancılara Toprak Satışı ve Yasalaşma Süreçleri, Hapishaneye Üniversite, Üniversiteye Cami, Etnik Ayrışma Ulusal Bütünleşme” adlı kitaplar ülkenin sorunlarına dert edinmiş bir sosyalist aydının toplumsal duyarlılığını yansıtıyordu. “Hapishaneye Üniversite, Üniversiteye Cami” kitabını karıştırırken Köy Enstitüleriyle ilgili “Uluslaşma Özgürleşme Demokratikleşme Perspektifinde Köy Enstitüleri” başlıklı yazısı gerçek bir inceleme, yorumlama ve sağlam bir bilinci yansıtıyordu. Enstitülerle ilgili “İsmail Hakkı Tonguç’un, Anadolu’nun dört bir yöresinde, köylerde çektiği çocukların fotoğraflarına, onların giysilerine, duruşlarına, kız çocukların dağınıklığına baktığım zaman şöyle düşündüm: Köy çocukları, bir kentte, bir kentte köylü-kentli çocukları karışık okuduğu okullara taşınmış olsaydı, genel anlamda bu çocuklar özgürce kendi kişiliklerini oluşturabilir, geliştirebilir miydi? Bir Mahmut Makal köye döndüğünde Varlık dergisinde yazabilir miydi? İçerisinden geldiği köyünün sorunlarını algılayabilir, kavrayabilir miydi? Kısaca yazma ve yayımlama özgüvenini edinebilir miydi? Bozkırın ortasında, tüm köy çocuğu, birlikte toprak kazdılar, kerpiç döktüler, çatı çattılar, aynı zamanda okudular. Kentte bir öğretmen okulu öğrencisi olarak farklı bir yaşam biçimi, farklı bir algılayış, farklı bir duruş içerisinde, doğrudan ya da dolaylı etkileme ortamında bir seçim yapabilirlerdi, ama enstitüde böyle bir seçim yapmadılar. Kendi özgüven duygusuyla, kendi kimliklerini oluşturdular” bu yorumları yaparken enstitü deneyimini “Okulun yaşama yaklaştırılması” şeklinde yorumluyor ve enstitü tartışmalarına yeni bir boyut ve zenginlik katıyordu.
Aydın, düşünür, bir kuşağın “eşitlik, özgürlük, adalet” gibi evrensel değerlerle buluşmasını sağlayan bir yayımcılık anlayışıyla “aydınlanma kültürünün” ülkemizde içselleştirilmesine emeğini, yıllarını katan Sayın Muzaffer Erdost’ta 17 Nisan 2019 tarihinde İzmir’deFuar- İzmir Sanatta Aydınlanma Onur Ödülü vermekten YKKED olarak onur duyuyoruz. Sayın Muzaffer İlhan Erdost’u selamlıyoruz.