Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği, ekonomik ve teknolojik kurtuluş umudu, tarımın ve sanatın gelişmesi için büyük beklentilerle kurulan bu okulların esas temelleri, en çok da kurtarıcımız ve kurucumuz olan Mustafa Kemal Atatürk'ün de büyük desteği ile 1936 yıllarında atılmıştı!..
Ama bu güzide Köy Enstitüleri ilk kez ve resmen; 17 Nisan 1940 tarihinde, 3803 sayılı kanunla, Atatürk'ün vasiyeti, İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından kurulmuştur. İlkokullara öğretmen yetiştirmek amacıyla açılan bu okullar, kırsal kesimi kalkındırmayı hedefleyen Türkiye'ye özgü, özgün bir eğitim projesi olarak hayata geçirilmiştir... Temel Amaç: "Köy okullarına öğretmen yetiştirmenin yanı sıra, köyü içeriden değiştirecek ve kalkındıracak önderler yetiştirmekti!.."
Kısa zamanda istenilen başarılar elde edilmeye de başlanmıştı: Öğrenciler kendi dersliklerini idare binalarını, yatakhane ve yemekhanelerini bizzat kendileri inşa ediyor, eğitimi de "Yaparak ve Yaşayarak" öğreniyorlardı... Ben bile, 1963 yılında sınavla girdiğim Isparta-Gönen İlköğretmen Okulumu, 1944 yılı '4-C Sınıfı' öğrencilerinin yaptıkları dersliklerde okumuş, bu okumuz da bize, kapatılan "Gönen Köy Enstitüsü" mirası bir okuldu... Bizler, Köy Enstitüsü öğrencilerinin kendi elleriyle diktikleri meyve ağaçlarından, üzüm bağlarından, gül bahçelerinden kalma güzelim yerlerde okumuştuk!..
Köy Enstitülerinin kapatılma süreci 1946 yılında Reşat Şemsettin Sirer'in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla CHP döneminde başlamıştır... Reşat Şemsettin Sirer birçok köy enstitüsünü kapatmıştır, bunlardan birisi de Ankara-Hasanoğlan Köy Enstitüsü idi... Halbuki yurt dışından gelen ünlü eğitimcilerden Watson Dickerman, Kate Vixon Wofford... gibi Amerikalı eğitimciler bile, Köy Enstitüleri ile ilgili çalışmalar yapıp, olumlu ifadelerde bulunmuşlardı!..
Ancak, bu kapatılma konusu, merhum Prof. Dr. İlber Oraylı'ya da soruldu ve şu çok çarpıcı yanıtı vermişti: "Evet, bu okulları kapatanlar 'faşist-emperyalist-kapitalist' filân değil, bunlar tam bir geri zekâlılardır!.. Bunların hepsi, 'Reşat Şemsettin Sirer' ekolünden gelme, fikri sabit, cahil ve yalancı guruplardı!.. Bunlardan biri de bizim okuldaki felsefe öğretmenimizdi; ben onun kadar yalancı, bilgisiz, iftiracı ve beyinsiz bir adam görmedim!.. Sonuçta bu okullar, DP dönemindeki Milli Eğitim Bakanı 'Tevfik İleri' tarafından 1954 yılında tamamen kapatılsa da, esas kabahat Şemsettin Sirer gibilerindi... Merhum İnönü de bunlara pek direnemedi ve bu okullara yeterince sahip çıkamadı, ülkeye çok yazık ettiler" demişti...
Halbuki, 1940 ile 1954 yılları arasında Anadolu köylerinde ve köylülerinde ne gibi değişiklikler oldu biliyor musunuz? O elleri nasırlı Köy Çocukları ilk kez bu okullarda resimler-heykeller yaptılar, piyano-keman çaldılar, duvar örmesini-çatı çatmasını öğrendiler, teknik olarak arıcılık-besicilik-süt ve süt ürünleriyle, meyve bahçelerinde Kışlık yiyeceklerini kendileri hazırladılar!.. Köyde kitap okumayı, günlük gazete alışkanlığını kazandırdılar, sulanamayan yerlere çıkrıklarla su çıkardılar, su ve yel değirmenleri kurdular, kendi işlerini kendileri görüp, ele-güne muhtaç olmadan yaşamayı öğrendiler!.. Hastalara iğne vurmayı, küçük çaplı pansumanları yapıp, erkek çocukları sünnet etmeyi bile buralarda öğrendiler!.. Eğer kapatılmamış olsalardı, bugün bir Çin, bir Japonya veya Güney Kore düzeyinde bir ülke olabilirdik; ama olmadı, yurt dışı ağızlara bakıp-aldanıp, bu ülkeye yazık ettiler!..
Evet, bu konu her açıldığında, her kapanış zamanları geldiğinde, ben de tıpkı merhum Prof. Dr. İlber Ortaylı büyüğümüz gibi bunlara 'Geri Zekâlılar' diye kızıyorum!.. Sakin KOŞAR...