15-21 Mart arası "Tüketici Hakları Haftası'ydı. Benim görebildiğim kadarıyla basınımızın gösterdiği ilgi yetersizdi. Oysaki tüketicinin haklarının korunması giderek önem kazanıyor. Tükettiğimiz ya da kullanımımıza sunulan mal ve hizmetler öylesine çeşitli ki doğru karar vermek çok zor. Aynı tür içinde taşıdığı özellik ve kalite açısından farklılıklar karşısında bazen konunun uzmanları bile yanılabiliyor.
Tüm tüketiciler ağır bir reklam bombardımanı altında; bu durum, iyi ile kötüyü ayırt etmedeki güçlüklerimizi daha da artırıyor.
Geriye dönüp baktığımda görüyorum ki tüketici olarak mücadele dosyam oldukça kabarık. Kolay pes eden bir tüketici olmadım. Bu konuda geçmişte kalan bir mücadelelerimden birini anlatmak isterim.
Markasını yazmak sanırım doğru değil. Sıfır kilometre, Türkiye'de üretilen yabancı marka bir otomobil almıştım. Arabanın garantisi İki yıldı. Üçüncü yıl içinde ağustos ayı idi. Eşim ve çocuklarımla Pamukkale gezisi yapmaya karar vermiştik. O zamanlar yoğun olarak çalışıyordum. İşe otobüsle gidip geldiğim için de fazla kilometre yapmamıştım.
MOTOR ANSIZIN DURDU
Travertenlere doğru tırmanırken bir-iki hırıltıdan sonra motor çalışmadı. Olduğumuz yerde kalakaldık. Geriye doğru kenara çektim. Motora göz atarken yanıma gençten biri geldi. Bu otomobillerin Denizli servisinde çalıştığını yardımcı olabileceğini söyledi. Bu büyük bir şanstı.
Usta: "Arabada soğuk su var mı?" diye sordu. Tesadüf, yanımıza bir termos almıştık. 'Ne ilgisi var' diye düşünürken soğuk suyu benzin pompası üzerine boca etti ve marşa basmamı istedi. Gerçekten şaşırtıcı biçimde motor çalışmıştı. Usta:
"Siz buradan geri dönüp gideceğiniz yere böylece gidin. Yarın Pazartesi, kartımdaki adrese gelin; pompayı, biraz pahalı ama orijinali ile değiştirelim. Üzerindeki yerli malı supaplar, ısıyla çabuk bozuluyor. Bir yapım hatası var," dedi.
Ben, yanımıza bolca soğuk su alarak üç gün sonra İzmir'e döndüm. Kendi tamircime gittim. Tamirci, söküp baktığında; gövdeye çakılı supapların farklı bir metalden yapılmış olduğunu, ısıyla genleşerek yuvaları açtığını, bu nedenle de pompalanan benzinin depoya geri döndüğünü söyledi.
YETKİLİYE YAZILAN MEKTUP
Konu anlaşılmıştı. Ustadan geçici bir çözüm istedim ve Üretici firmanın Halkla İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne hatırladığım kadarıyla şöyle bir mektup yazdım:
"Sayın Yetkili,
Şirketinizin üretmekte olduğu (.) marka aracı (.) tarihinden beri kullanıyorum. (Burada yaşadığım olayı anlattım.)
Siz de kabul edersiniz ki ABD ve Avrupa'da; araçlarında bir yapım hatası olduğunu anlayan firmalar, konu anlaşılır anlaşılmaz o serideki otomobilleri servise çağırırlar. Parça değişimini ücretsiz olarak yaparlar ve tüketicilerden de özür dilerler.
Siz, şimdi olaydan çok bana söyleyen servisin kim olduğunun peşine düşersiniz. Oysa kişinin kim olduğu değil, önemli olan sizin görevinizi yerine getirmemiş olmanız değil mi?
Türk tüketicisini kendi ülkenizdeki tüketiciden daha mı az saygıdeğer buluyorsunuz? Servis, orijinal parçanın (kendi ülkesinden getirilen) yerliden üç kat pahalı olduğunu söyledi. Siz ülkenizde bu otomobili üç kat pahalı mı satıyorsunuz? Ya da başka bir deyişle, Türk tüketicisi üç kat ucuza mı satın alıyor?
Yalnızca benim otomobilimin parçasının değiştirilmesi yeterli değil ama ben aracımın bu parçasının ücretsiz değiştirilmesini istiyorum. Yapım hatasını önceden bildiğiniz için de "İki yıllık garanti süresi doldu" bahanesinin arkasına sığınamazsınız.
Üşenmeden iki sayfalık bu mektubu yazan tüketicinin bu konuyu burada bırakmayacağını sanırım anlamışsınızdır. Tekrar karşı karşıya gelmememiz umuduyla saygılarımı sunar, işlerinizde başarılarılar dilerim."
Evet başarmıştım. Bir hafta sonra kentteki ana servise randevu verildi, parçayı ücretsiz olarak değiştirdiler. Önemli olan; kişiyi dağ başında çaresiz bırakabilecek duruma duyarsız kalan firmaya bir ders vermiş olmaktı.
Ben birey olarak bana düşeni yapmıştım. Tek tek veya toplum olarak mücadelemizi daha iyi yapsaydık, bugün farklı konumda olabilirdik.
TURGUT DERELİ